|
KUŞ CENNETİ MİLLİ PARKININ DOĞAL DİNAMİKLERİ:
Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki kuş göç yollan
üzerinde bulunan ve biyolojik çeşitlilik açısından uluslararası
düzeyde öneme sahip olan Milli Park; uruz, su basar söğüt ve
dişbudak ağaç topluluğu, tatlı su gölü, sulak çayırlar ve sazlık
alanlar oluşan önemli karakterdeki ekosistemleri bünyesinde
barındırır. Mîllî Park; ilçemize 18 kilometre mesafede, 64
hektarlık bir sahayı kapsayan, Türkiye'nin alan olarak en küçük
Milli Parkıdır. Bünyesinde barındırdığı 266 kuş türü, 118 bitki
türü ve göldeki 23 balık türü ve çeşitli sürüngen türleri için
yaşamsal öneme haizdir.
Kuş Cenneti Milli Parkı'nda doğanın
canlı ve cansız varlıklarının kendi aralarındaki ilişkileri,
olağanüstü bir özellik göstermektedir. Su, toprak, iklim
koşulları, otlar, sazlar, ağaçlar, balıklar, kuşlar hepsi
birbirleri ve kendi aralarında uyum ve bütünlük içindedirler.
Fakat kuşkusuz bu ekosistemin farklı elemanlarını birleştirip
bütünleyen ve onlara dinamik bir yaşam ortamı sağlayan Kuş
Gölü'nün ılık sularıdır. Sular ilkbaharda yükselerek kıyılan
kaplar ve yaz aylarında geri çekilir. Bu ritmik olay her sene
düzenli bir şekilde tekrarlanır ve bu ekosistemin devamlılığını
sağlar.
Kuş Cenneti Milli Parkı, gerek
kıtalararası coğrafi konumu, gerekse vejetasyonu etkileyen
ritmik su hareketlerinin sağladığı avantajlar sayesinde,
ekosistem değerleri itibarı ile özel nitelikler taşıyan doğal
servetlerimizdendir.Milli parkın karakteristik canlı türünü
kuşlar teşkil etmekle beraber, Kuş Gölü birçok canlının barınma,
beslenme, üreme ve konaklama ihtiyaçlarına cevap verir. Bilhassa
kuşlar açısından fevkalade önemli olan bu küçücük yurt köşesinde
her yıl yüz binlerce kuş akıl almaz bir ahenk ve uyum içerisinde
yaşamakta, üremekte, göç döneminde konaklamakta ve kışlayarak
dünya kuş populasyonuna muazzam katkıda bulunmaktadır.
Küçüklüğüne ve sadece kuşlar özelinde
bir koruma alamı olmasına rağmen Kuş Cenneti Milli Parkı,
değişik ülkelerden birçok ziyaretçiyi ağırlayan Milli
Parklarımızdan birisidir.uluslararası düzeyde öneme sahip Milli
Parkı bilim, eğitim ve kültür hayatımıza sürekli katkıda
bulunacak eşi bulunmaz bir laboratuar, büyük bir kütüphane ve
tabiatın yaratıcı gücünü ustalıkla sergileyen dinamik bir
tablodur.
Bir bahar günü Kuş Cenneti Milli Parkına
uğrayan ziyaretçiler göl kıyısındaki söğüt korusunda yuva yapmış
yüzlerce balıkçıl, pelikan, kaşıkçı ve diğer su kuşlarını
görünce şaşırırlar. Ama bu şaşırma çok sürmez gördükleri manzara
etkili, ilginç ve güzeldir.
Kışın bahara döndüğü bu günlerde
soğuk devreleri güney ülkelerde geçirmiş olan göçmen kuşlar,
küçük gruplar halinde Kuş Gölü'ne gelmeye başlarlar. İlk günler,
bir taraftan bolca beslenerek göç yorgunluğunu giderirlerken,
diğer taraftan da göl üzerinde keşif uçuşları yaparak yuva
kurmak için uygun yuva alanları ararlar. İlk seçtikleri yer
etkin koruma sayesinde her zaman sükunet içinde olan Kuş Cenneti
Milli Parkı'dır. Üstelik eski yuvalarının çoğu yerli yerinde
durmaktadır.
Milli Park'ta yuvalamak için yer
bulamayan kuşlar Manyas Gölü'nün bereketli beslenme ortamından
ayrılmak istemedikleri için, gölün güneyindeki Kocaçay'ın
söğütlüklerinde yuva yapmaya giderler. Kocaçay'daki sağlıklı
söğütlüklerde neredeyse milli parkın işlevine kavuşmuştur.
Milli Parktaki su kuşlan
gelişlerinden hemen sonra yuva yapma işlemine başlarlar. İlk
kuluçkaya başlayanlar, karabatak, tepeli pelikan, gri balıkçıl,
ve kaşıkçı kuşları olur. Bazen kendi aralarında yuva kavgaları
olursa da çok sürmez. Kıştan kalma yuvalarını onardıktan sonra
yuvalarına yerleşirler ve kuluçkaya yatarlar. Bu arada ördek,
kaz, sakar meke, tepeli batağan, yeşilbaş, elmabaş patka ve su
tavukları sazlık alana yerleşirler. ;
Mart ayı sonlarında küçük ak
balıkçıl, erguvani balıkçıl, çeltikçi, alaca balıkçıl, gece
balıkçılları da milli parka gelmiş olurlar ve nisan ayı
ortalarında kuluçkaya yatmaya başlarlar. Kuluçka dönemi soğuk ve
yağışlı iklimsel koşullara göre gecikebilir. Sazlıklarda saz
bülbül ve kamış bülbülleri de bir yandan yuva kurarken, ak
mukallit, san asma, çulha kuşu gibi diğer ötücüler de ortalığı
çınlatırlar. Mayıs ayında diğer ötücü kuşların ve üveyiklerin
gelmesi ile kuluçka toplulukları tamamlanmış olur. Ağaçlarda,
sazlıklarda bir faaliyet, bir harekettir gider.
Yuvalar genellikle dişi kuşlar tarafından
yapılırken, erkek bireyler yuva materyalleri taşımaktadır.
Onarılmış veya yapılmış yuvalara bırakılan yumurtalar üzerine
çiftler nöbetleşe yatarlar. Birisi yemlenmeye çıktığı zaman,
diğeri yumurtaların üzerindedir. Karnını doyuran kuş yuvasına
geri döner ve nöbeti teslim alır.
Kuş Cenneti'ne erken gelmiş kuşlar, Mayıs
ayının 2. yansında yavrularını çıkarırlar. Bu anda anne ve
babalar yavrularını besleme çabasındadırlar. 3-4 hafta sonra ilk
uçuş denemeleri görülmeye başlar. Önceleri yuva çevresinde
uçarlar Daha sonraları gölün kıyısında yemlenmeyi öğrenirler.
Temmuz ayı sonlarında kuluçka yapmış kuşlar yavruları ile
yuvalan terk ederek Kuş Gölü'ne dağılırlar ve yavaş yavaş
güneydeki kışlama alanlarına doğru göçlerine başlarlar. Bu
sırada göl sulan çekilmiş olur. Bu nemli topraklar üzerinde
boylu otlar ve çiçekler yetişir, sazlar büyür. Ötücü kuşlar ve
su kuşları güneye doğru uçarken, kışlayan türler de bir bir Kuş
Gölü'ne gelmeye başlarlar.
Milli parkın en baskın su kuşu türü
karabataklardır ve yaklaşık 2000 çift civarında üremekte olup,
gri balıkçıl, gece balıkçılı, küçük ak balıkçıl, alaca balıkçıl,
kaşıkçı ve çeltikçi türleri de gözlenen diğer baskın türlerdir.
Kuş Gölü'nde 2000'lik gruplar halinde
gözlenen ak pelikanlar da göç döneminde bölgenin en önemli
konuklandır ve çoğunlukla Kuş Cenneti'nin batı kıyılarında
dinlenirler.
Kuş Cenneti gölün balıklan için de
elverişli yumurta bırakma alanıdır. İlk baharda sazlıkları
çevreleyen sular balıkların hareketi ile dalgalanır. Kuş
gübreleri ile gelişen bitkilerin yarattığı ortam, balıkların
yumurta bırakmasına ve yumurtadan çıkan yavruların
beslenmelerine uygundur.
Kış mevsiminin sonlarında Kuş Gölü'nün
sulan yükselmeye başlar ve yaz aylarında terk ettiği alanları,
yeniden hafif bulanık sularıyla kaplar. Gölün kuzey doğu
kıyısındaki söğüt ağaçları, sazlıklar, otluklar su içinde kalır.
Gölün bu ritmik su döngüsü, milli park alanındaki canlıların ve
yaşam alanlarının var oluş sebebidir. |