Gününüze nasıl başladığınızı anlamak için yarım
saat düşünme fırsatınız oldu mu? Örneğin bu
sabah aynaya baktınız mı? Evinizden çıkarken
aile üyelerinize nasıl baktığınızı hatırlıyor
musunuz? Yoksa gözleri fark etmediniz mi ve
nasıl baktıklarını görmediniz mi? Fark
etmeyenler, fark edilmeyi hak etmiyorlar. İnsan
aynadır; karanlık olan karartır, parlak olan
aydınlatır.
Kalabalık şehirlerin sabahındaki şu gürültülü
koşuşturmaları izleyin. Eğilmiş başlar, nereye
baktığını bilmeyen gözler... Donuk simalar,
gülücükten mahrum, umutsuz, bezgin, bitkin,
şefkate muhtaç garipler göreceksiniz. Kim bilir,
hangi sınavın sorusunu, hangi arabanın taksitini
düşünüyorlar?
Oysa
küçük kuşlar, sabahın ilk ışıklarında, ağaçların
dalları arasında ibadet edercesine dans etmeye
girişmişlerdi. Ekipler halinde uçuşmuşlar,
konuşmuşlar; hareketlerinden neşe, seslerinden
huzur okumuştunuz. Bir dakikalarını bile durgun
ve donuk geçirmediklerini görmüştünüz.
Fırtınaysa, onlar açıkta; sıcaksa, onların
serinleticisi yok. Yiyecekse, kışlık bir şeyler
depolayamazlar. İçten şükreden gönüller için her
sabah bir bahardır, bir diriliştir. Bugün
niceleri bu sabahı göremediler.
Biliyoruz ki insan sevinenle sevinecek; üzülenle
üzülecek kadar engin bir ruhla yaratılmıştır.
Ama bu insan evsiz serçeden, arabasız arıdan
daha umutsuz, daha bitkin olmamalıdır.
Gerçekte mutluluk başkalarına verilebilecekler
arasında en ucuzu ve en kolayı olduğu halde en
değerlisidir. Saygı ve sevgi bakışı yeter.
Yüzüne baktığınızda kalbinize heyecan veren,
mutluluk saçan bir insan varsa ondan
kaçmazsınız. Ümidi öyle insanların gözlerinde
bulur, şefkati onların sözlerinde tadarsınız.
Kibir dostluğu katleder.
Bugün
yüzüne baktığınız kaç kişiyi gülümsettiniz?
Sevinçli selamınızı ruhundan okuyan kaç kişi
sesinizi duyma bahtiyarlığına erişti? Kaç kişiyi
bir yığın dert arasından çekip huzura
çıkardınız? Ya da kaç kişiye ilk yüzleştiğiniz
otobüs durağında somurttunuz? İş yerinize girer
girmez, kaç mesai arkadaşınıza "seni
önemsemiyorum, sevmiyorum ey paçavra!" anlamına
gelen boş bir bakışla "günaydın!" deyiverdiniz.